İl ve İlçe Emri Uygulaması Hayata Geçirilmelidir İl ve İlçe Emri Uygulaması Hayata Geçirilmelidir

Eğitim-Bir-Sen, Öğretmenlik Mesleği ve Öğretmen Akademisi Kanun Taslağına ilişkin açıklamasında ''Taslakta olmasını gerekli gördüğümüz ve yine taslaktan çıkarılması yerinde görülen konularla ilgili olarak TBMM komisyonu ve grupları nezdinde çalışma ve girişimlerimiz devam edecektir.'' dedi.

EBS Tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

TBMM’ye sevk edilen Öğretmenlik Mesleği ve Millî Eğitim Akademisi Kanun Taslağı ile öğretmenliğe atama, aday öğretmenlik süreci, adaylık sürecindeki disiplin hükümleri, kariyer basamakları, yöneticiliğe görevlendirme düzenleme konusu edilmekte; ilaveten Millî Eğitim Akademisi’nin yapısı, işleyişi, görev ve yetkileri, akademinin personel istihdamı ve eğitim çalışanlarına yönelik şiddete karşı düzenleme getirilmektedir. 

Öğretmenliğe atanma süreci, KPSS puan üstünlüğü esasına göre başvurusu kabul edilen Millî Eğitim Akademisi tarafından yürütülecek üç veya dört dönem olarak öngörülen hazırlık dönemi programını başarıyla tamamlayan adaylar arasından üç yıl süreyle sözleşmeli öğretmen olarak atanma ve akabinde kadroya geçiş şeklinde yeniden tanımlanmaktadır. 

Hazırlık eğitimi sürecinde adaylara her ay 18.650 gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı tutarında (14.190 TL)  ödeme yapılacak; genel sağlık sigortalısı sayılarak (kısa vadeli) sosyal güvenlik primleri de Bakanlıkça karşılanacaktır. 

Hazırlık eğitimini başarıyla tamamlayanlar, hazırlık dönemi sonucundaki başarı puanı üstünlüğüne göre sözleşmeli öğretmen olarak atanacak; en az üç yıl süreyle (sağlık ve can güvenliği mazereti hariç) başka yere atanamayacak; kadroya geçiş sonrası da bir yıllık kadrolu hizmetleri sonrası yer değişikliği hakkına sahip olacaklardır. 

Kariyer basamaklarında ilerleme süreci, sözleşmelilikte geçen süre dâhil en az 10 yıl hizmeti bulunan öğretmenlerden Akademi tarafından düzenlenen uzman öğretmenlik eğitimini tamamlayanların uzman öğretmen; en az 10 yıl uzman öğretmenliği bulunan öğretmenlerden Akademi tarafından düzenlenen başöğretmenlik eğitimini tamamlayanların başöğretmen ünvanı alması şeklinde yeniden düzenlenmiş, yazılı sınav ve mesleki çalışma zorunluluğu kaldırılmıştır. Diğer hususlar yönetmeliğe bırakılmıştır. 

Yöneticiliğe görevlendirme, Akademi tarafından düzenlenen yönetici yetiştirme programına katılarak yazılı ve/veya sözlü sınavlardan en az 60 puan alarak başarılı sayılan adaylar arasından puan üstünlüğüne göre tercihleri esas alınarak valilikler tarafından dört yıllığına görevlendirme şeklinde yapılacaktır. Aynı veya farklı eğitim kurumlarına yeniden görevlendirmelerde, Bakanlıkça belirlenecek başarı kıstasları esas alınacaktır. Diğer hususlar yönetmeliğe bırakılmıştır. Proje okullarına yönetici görevlendirmeleri ve öğretmen atamaları Bakan tarafından yapılacaktır. 

657 sayılı Kanun’da sayılan disiplin fiillerinin yanı sıra, öğrencilere ve eğitim süreçlerine ilişkin ses veya görüntüleri paylaşmak, kınama cezası; özel ders vermek veya özel derse yönlendirmek, meslekle bağdaşmayacak şekilde öğrencilere olumsuz örnek teşkil edecek söz, davranış ve eylemlerde bulunmak, öğrenci ders başarısının değerlendirilmesinde taraflı davranmak, öğretim programının belirlediği amaç ve hedeflere aykırı faaliyet ve uygulamalar yapmak ise aylıktan kesme cezasıyla tecziye hâli olarak öngörülmüştür. 

Bakanlığa bağlı bir birim olarak Millî Eğitim Akademisi kurulacak, illerde eğitim merkezleri açılabilecektir. Akademide görev alacak sözleşmeli personel, öğretim üyesi veya kadrolu öğretmenler arasından da atanabilecektir. Kadrolu öğretmenler arasından sözleşmeli personel atanması hâlinde bu kişiler aylıksız izinli sayılacaklardır. 

Eğitim çalışanlarına (yönetici, öğretmen, usta öğretici, uzman öğretici) yönelik kasten yaralama, hakaret, tehdit, görevi yaptırmamak için direnme suçlarında verilecek ceza yarı oranda artırılacak; hapis cezaları ertelenmeyecek; kasten yaralama suçu tutuklama nedeni sayılacak; kamu hizmetlerinden yararlanmanın engellenmesi suçu kapsamına eğitim çalışanlarına yönelik şiddet de eklenecek; özel okul personeli de bu suçların mağduru olmaları hâlinde kamu görevlisi sayılacaktır. 

Haklarında yapılan denetim sonucunda öğretmenlik mesleği yeterlilikleri çerçevesinde görevini yerine getirmede yetersizliği tespit edilen öğretmenler Akademi tarafından eğitime alınacak; eğitim sonrası yeniden denetime alınacak, ikinci denetimde de yetersizliği görülenler GİHS memur kadrolarına atanacaklardır. 

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan öğretmen ve uzman öğretmenler, öğretmenlikte ve/veya uzman öğretmenlikte 20 hizmet yılını tamamladığında 10 yıl uzman öğretmen şartı aranmaksızın başöğretmenliğe başvuruda bulunma hakkı getirilmiştir. 

Taslak, 7354 sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu’na nazaran mesleğe yönelik daha fazla düzenleme içermekte ise de Millî Eğitim Akademisi’ne ilişkin hükümler hariç değişik kanunlardaki mevcut hükümler ekseninde ele alınmış, beklentileri tam olarak karşılamaktan uzak ve eksiklikler barındırmaktadır. 

Öğretmenlik kariyer basamakları süreçleri olan uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik için aranan öğretmenlikte geçmiş hizmet süresinin daha önce beyan ve taahhüt edildiği üzere 5 ve 10 hizmet yılı olarak düzenlenmediği görülmektedir. Oysa önceki Millî Eğitim Bakanı ve halen TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Mahmut Özer tarafından öğretmenlikte 5 hizmet yılını tamamlayanların uzman öğretmen, 10 hizmet yılını tamamlayanların ise başöğretmen olabilmesine imkân tanıyan bir düzenlemenin hayata geçirileceği taahhüt edilmişti. Uzman/başöğretmenlik ünvanı için aranan öğretmenlikte geçen hizmet sürelerinin 5 ve 10 yıl olarak düzenlenmesi yerinde olacaktır. 

Taslak metinde, Bakanlık bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken millî eğitim uzmanı, Bakanlık müfettişi, il millî eğitim müdürü ve yardımcısı, ilçe millî eğitim müdürü, şube müdürü, eğitim müfettişi ve yardımcısı, eğitim uzmanı kadrolarına atananlara, öğretmen kökenli olmalarına ve öğretmenlik kadrolarına geri dönmelerinin mümkün olmasına rağmen uzman/başöğretmenlik ünvanı alma hakkı tanınmamaktadır. Bu durum Bakanlığın idari kadrolarını kaybetmesine, bu anlamda ciddi bir şekilde personel sıkıntısı çekmesine neden olacaktır. Bu nedenle, bahse konu kadrolara atanmış olanlara da uzman/başöğretmenlik ünvanı için başvuru hakkı tanınmalıdır. 

Öğretmenlerin hak, ödev ve sorumlulukları ile yöneticilerin görev ve sorumluluklarını düzenleyen maddelere “kamu görevlileri toplu sözleşmesi hükümleri saklıdır” cümlesinin eklenmesi suretiyle, toplu sözleşme hükümleriyle yeni hakların tesisi veya mevcut hakların genişletilmesinin yolu açılmalıdır. 

Öğretmen adaylarına ilişkin mali ve sosyal hükümler kapsamında öğretmen adayı olarak geçirilen sürelerin, öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri dereceleri aşmamak kaydıyla kazanılmış hak aylık derece ve kademelerinin tespiti ile öğretmenlikte/uzman öğretmenlikte geçmiş sayılacak sürelerin tespitinde değerlendirilmesi gerekmektedir. 

Öğretmen adaylarına ödenmesi öngörülen ücretin, 9/1 kadrolu öğretmenler için öngörülen ücretten daha düşük olmaması sağlanmalıdır. 

Öğretmen adaylarının hukuki statüsünün düzenlenmemiş olması bir eksikliktir. Başvuru şartları, hazırlık eğitimine kabul şartları, hazırlık eğitimi süresindeki hak ve yükümlülüklerinin kanunla düzenlenmiş olduğu gözetildiğinde öğretmen adaylarının statü hukuka tabi olduğu; işçi sayılmadıkları suretle de kamu görevlisi olduklarına şüphe yoktur. Bu nedenle, öğretmen adaylarının, hazırlık eğitimi süresince kamu görevlisi oldukları ifade edilmelidir. Diğer taraftan, bu durum, sözleşmeli öğretmenliğe atanma ve sonrasında kadroya geçiş sürecinde bu kişilerin mesleğe girişten itibaren 5 yıl süreyle yer değişikliği hakkından mahrum kalmalarına yol açacaktır. Yine bu düzenleme uzun vadede birçok davaya sebebiyet vereceği gibi sosyal güvenlik/emeklilik hakkının kısıtlanması gibi bir söylem üzerinden polemik/dava konusu hâline getirilecektir. Bu itibarla, öğretmen adayı olarak geçirilen sürelerin, kazanılmış hak aylık derece ve kademelerinin tespiti ile öğretmenlikte/uzman öğretmenlikte geçmiş sayılacak sürelerin tespitinde değerlendirilmesi gerekmektedir. 

Başarı, üstün başarı belgesi ile ödülün 657 sayılı Kanun’un 122. maddesi kapsamında verilmesi düzenlenmiş ise de söz konusu maddede mülkî idare amirlerinin bahse konu belge ve ödül vermesine yönelik objektif, ölçülebilir, denetlenebilir kıstaslara yer verilmediğinden adil ve ölçülebilir bir başarı/ödüllendirme sistemi açısından başarı/üstün başarı belgesi ve ödül verme yetkisi Bakanlıkça belirlenecek kıstaslar çerçevesinde il millî eğitim müdürlerine verilmelidir. 

Bunun yanı sıra;

-Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının kaldırılmasının öngörülmemiş olması, 

-Sözleşmeli öğretmenliğin halen varlığını sürdürmesinin öngörülmesine rağmen kadroya geçişleri beklenmeksizin sözleşmelilere aile bütünlüğüne dayalı ve isteğe bağlı yer değişikliği hakkı tanınmamış olması,

-Kariyer basamaklarında ilerlemenin ön şartları arasında yer alan kademe ilerlemesinin durdurulması cezası bulunmama şartının aranması, 

-Millî eğitim uzmanı, Bakanlık müfettişi, il millî eğitim müdürü ve yardımcısı, ilçe millî eğitim müdürü, şube müdürü, eğitim müfettişi, eğitim müfettiş yardımcısı ve eğitim uzmanı kadrolarında görev yapanlardan aranan hizmet süresini tamamlayanlara da uzman öğretmenlik/başöğretmenlik ünvanına dayalı hakların tanınmaması, 

-Ek ders ücreti birim miktarındaki adaletsizliğin giderilememesi; ek ders birim ücretine esas gösterge rakamının, yetkili sendika Eğitim-Bir-Sen’in toplu sözleşme görüşmelerinde gündeme getirdiği ve müzakere ettiği şekilde (230) düzenlenmemesi, 

-Adli ve idari soruşturmaya maruz kalınması sonucunu doğuran mesnetsiz ve delilsiz itham, şikâyet ve suç isnatları nedeniyle müsebbiplerine yönelik idari ve adli soruşturma/kovuşturma gereğinin düzenlenmemesi, 

-Kalkınmada öncelikli yörelerde çalışan yönetici ve öğretmenlere ilave mali haklar verilmemesi, taslakta öncelikle göze çarpan eksikliklerdir. 

Eğitim-Bir-Sen olarak, kalkınmada öncelikli yörelerde çalışan yöneticilere, çalışanlara, öğretmenlere ilave mali haklar verilmesi başta olmak üzere, geçmişten bugüne dile getirdiğimiz taleplerin ve beklentilerin hayata geçmesini istiyor ve bekliyoruz. 

Bütün bu eksiklikler, TBMM’nin ilgili komisyonunda giderilmeli, komisyon ve genel kurul görüşmelerinde dikkate alınarak düzenleme konusu edilmelidir. 

Taslakta olmasını gerekli gördüğümüz ve yine taslaktan çıkarılması yerinde görülen konularla ilgili olarak TBMM komisyonu ve grupları nezdinde çalışma ve girişimlerimiz devam edecektir.

Editör: Serhat SALİMOĞLU