Öğretmenlik Meslek Kanunu'nu Milli Eğitim Bakanlığı önünde protesto eden Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası 25 öğretmen, polis tarafından gözaltına alındı. Öğretmenler, Öğretmenlik Meslek Kanunu'nun Meclis'te görüşüldüğü süre boyunca MEB önünde oturma eylemi başlatma kararı aldı.   

Memur-Sen'den Birgün Gazetesi Yazarına Tepki Memur-Sen'den Birgün Gazetesi Yazarına Tepki

ğretmenin sadece adının olduğu ancak fikrinin ve taleplerinin yok sayıldığı, haklarının gasp edildiği, uzmanlık belgesi olan diplomasının geçersiz sayıldığı, iktidarın kendi memurunu yaratma kanunu olan Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu TBMM önünde protesto ettik. Teklifin geri çekilmesini ve öğretmenlerin görüşleri alınarak yeniden düzenlenmesini istedik. 
Merkez Yönetim Kurulu Üyelerimiz, Şube ve Temsilcilik Başkanlarımız ve üyelerimizler birlikte Meclis Çankaya Kapısı önünde basın açıklaması yapmak üzere toplandık. Eyleme, CHP Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası temsilcileri de katıldı. 
Genel Başkanımız Kadem Özbay ve Merkez Yönetim Kurulu Üyelerimizin polis ekipleriyle yaptığı görüşmede, polisler açıklamanın Meclis önünde yapılmasına izin verilmeyeceğini söyledi ve Meclis Parkı’nı gösterdi. Anayasal bir hak olan gösteri/protesto hakkımızın engellenemeyeceğini söyleyen Genel Başkanımız Kadem Özbay, 

"Buradaki milletvekilleri maaş alıyorlar, bunun karşılığı bu ülkedeki insanların hakları ve talepleriyle ilgili yasa düzenlemek. Milli Eğitim Bakanı'nın da itiraf ettiği üzere, bu yasa sarayda hazırlandı. Buradan milletvekillerine diyorum ki; bu kanuna el kaldır, indirden öteye geçmeyenler en azından kendi görevinizi hatırlayın. Dünyanın her yerinde Meclis tüm halka açıkken, bugün Meclis'in önünde öğretmenlere barikat kuruluyor. Bu barikatları kabul etmiyoruz. Öğretmenler odasını hayatında bir kez bile görmeyenler, öğretmenlerin sorunlarını bir kez bile dinlemeyenler, öğretmenlerin haklarını gasp ediyor. Biz buna izin vermeyeceğiz. Burası öğretmenler odasıdır, biz buradayız” diyerek tepki gösterdi. 
“Öğretmene değil, çetelere barikat”, “Öğretmene değil, tarikata barikat” “Yusuf Tekin istifa, sabrımızı taşırma”, “Atatürk'süz müfredat istemiyoruz”, “Gerici müfredat istemiyoruz” sloganlarıyla birlikte basın açıklamamızı TBMM önünde yaptık. 
Genel Başkanımız Kadem Özbay’ın burada yaptığı açıklama şöyle: 
“Bugün burada, Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde, öğretmenlik mesleğimizin onurunu, saygınlığını ve geleceğini savunmak için toplandık. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından dayatılan ve kabul edilmesi mümkün olmayan "Öğretmenlik Meslek Kanunu"na karşı sesimizi yükseltmek için buradayız.
Daha önce yine eğitim emekçilerinden görüş alınmadan apar topar hazırlanan Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi kısmi iptal kararı vermişti. Şimdi aynı oldu-bitti taktiğini yeniden hazırlanan kanun teklifini Meclis'ten hızlıca geçirerek yapmaya çalışacaklar.
Her ne kadar Bakan Tekin, kanun teklifinin “Bakanlığın eğitim paydaşlarıyla gerçekleştirdiği istişareler ve yoğun çalışmalar sonucunda eğitim camiasının beklentilerinin karşılanması, öğretmenlik mesleğinin itibarının daha da artırılması amacıyla hazırlandığını” beyan etse de gerçek bunun tam tersidir.
Bu kanun, öğretmenlerimizin sadece adını taşıyan, ancak fikirlerini, taleplerini yok sayan, haklarını gasp eden ve uzmanlık belgeleri olan diplomalarını geçersiz kılan bir düzenlemedir.
Bu kanun teklifi usul ve şekil yönünden Anayasaya aykırıdır. Bir tasarı ya da teklifin kanun kimliğini kazanması ancak Meclis’te mümkündür. Bugün ise Meclis kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı olarak yürütmenin egemenliğindedir. 
Bakan Tekin’in kanunla ilgili çalışmaların Külliyede yapıldığı itirafı bunu doğrular niteliktedir. Bu kanun teklifi olması gerektiği gibi TBMM’de değil, Saray’ın arka odalarında hazırlanmıştır. Egemenlik ve yasama yetkisini düzenleyen Anayasanın 6. ve 7. Maddeleri açıkça ihlal edilmiştir.
Demokratik bir hukuk devletinde kanun yapma sürecine hiç benzemeyen bir yöntemle; kamuoyu bilgilendirilmeden, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri ve eleştirileri dikkate alınmadan, diğer kanun maddeleriyle çelişkisi incelenmeden, Anayasaya uygunluğu ele alınmadan Meclis’e getirilen bu teklif, yine adeta muhalefetten kaçırılarak, gece yarıları oldu bittilere getirilerek, ısrar, inat ve baskıyla yasalaştırılmak istenmektedir. 
Buradan tüm milletvekillerine sesleniyorum, sizlerin de itibarını zedeleyen bu utanca imza atmayın!
Bu kanun, öğretmenlerimizin kazanılmış haklarını gasp etmektedir. Öğretmenlerimizin özlük hakları, ekonomik durumları ve çalışma koşulları iyileştirilmek yerine, daha da kötüleştirilmekte ve mesleki saygınlıkları zedelenmektedir. Öğretmenler, fedakarlıkla ve özveriyle çalışarak, geleceğimizi şekillendiren bireyleri yetiştirmektedir. Ancak, bu kanun, öğretmenin diplomasını geçersiz kılan Milli Eğitim Akademisi garabetiyle onların emeklerini hiçe sayarak, motivasyonlarını ve mesleki onurlarını zedelemektedir. Öğretmen Akademisi tüm eğitim alanını vesayet altına alacak. 
Öğretmenlerin sahip olması gereken yeterlilikleri eğitim fakülteleri değil akademi belirleyecek. Yani yeni bir vesayet kurumu yaratılacak.
Eğitim fakültelerinde yıllarca emek vererek, bilgi ve beceri kazanan öğretmenlerimizin diplomaları, onların mesleki yeterliliklerinin ve uzmanlıklarının bir göstergesidir. Bu diplomaların yok sayılması, öğretmenlerimizin yıllarca süren emeklerinin ve eğitimlerinin hiçe sayılması anlamına gelir.
ÖMK yani Öğretmene mobbing kanunu! Öğretmenin adı var, fikri yok, değeri yok!
Diploması geçersiz kılınmak istenen tek meslek öğretmenlik! Üniversite mezuniyeti, uzmanlık belgesi olan diploması artık yok hükmünde!
Öğretmenleri, unvanlarla kategorize etmeye, eğitim barışını bozmaya devam!
Sınav yok ama Milli Eğitim Akademisi var! Muğlak ifadelerle idareye disiplin hükümleri üzerinden yetkiler var!
Özel okul öğretmenlerinin talepleri yok!
İktidar kendisini devletin sahibi yerine koyuyor!
Devlete alınacak memura, görevde kalmasına, yükselmesine ben karar veririm diyor!
Bu girişim AKP’nin kendi memurunu seçme yöntemidir! Anayasayı yok saymadır!
Kamuda personel alımında, Anayasaya aykırı köklü bir değişikliktir! Yakın zamanda tüm bakanlıklarda bu uygulamalara başlamak niyetinde oldukları nettir!
Tekrar vurguluyorum, siyasi iktidarlar devletin sahibi değildir!
Bu kanun, iktidarın kendi memurunu yaratma çabasının bir ürünüdür. Öğretmenlerimizin bağımsız, tarafsız ve özgür bir şekilde mesleklerini icra etmeleri bu kanunla engellenmek istenmektedir. Eğitimde liyakat, adalet ve eşitlik ilkeleri yok sayılmakta, öğretmenlerimiz ideolojik ve siyasi çıkarların aracı haline getirilmek istenmektedir.
Kanun teklifi bu haliyle, eğitim ve eğitim emekçisi için sadece daha karanlık günlerin haberini vermektedir. İktidarın öğretmenleri ayrıştırma ve öğretmenler odasını bir kez daha bölme planları, bu metinde vücut bulmuştur.
Asgari ücret bile alamayan binlerce ücretli öğretmeni, hak ettiği kadro için yıllardır bekleyen sözleşmeli öğretmenleri, atama bekleyen 1 milyona yakın öğretmen adayını, öğretmenlerin maddi, sosyal ve mesleki sorunlarını görmezden gelen bu kanun taslağı, tam olarak onu yazan ellerin zihniyetini yansıtmaktadır.
O yüzden Atatürk'ün "milletin egemenliğinin sembolü" diyerek taçlandırdığı Meclis önünden bir kez daha uyarıyoruz, ülkenin geleceğinin aleyhine bir karar almayın. Eğitim sistemini kökünden değiştirecek bir düzenlemenin, eğitimin tüm paydaşlarının fikri katılarak hazırlanması tüm ülkenin meselesidir. 
Başöğretmen Atatürk'ün yeni nesilleri emanet edecek kadar yücelttiği öğretmenliğin hak ettiği yere gelmesinin önündeki engelleri kaldırmak yerine, yeni engeller koyulmasına müsaade etmeyin.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ve Milli Eğitim Bakanlığı'na sesleniyoruz:
•    "Öğretmenlik Meslek Kanunu" derhal geri çekilmeli ve öğretmenlerin görüşleri alınarak yeniden düzenlenmelidir.
•    Öğretmenlerimizin fikir ve talepleri dikkate alınmalı, onların sesine kulak verilmelidir.
•    Öğretmenlerimizin özlük hakları, ekonomik durumları ve çalışma koşulları iyileştirilmelidir.
•    Öğretmenlerimizin uzmanlık belgeleri olan diplomaları, mesleki yeterliliklerinin bir göstergesi olarak kabul edilmelidir.
•    Eğitimde liyakat, adalet ve eşitlik ilkeleri korunmalı, öğretmenlerimiz ideolojik ve siyasi baskılardan uzak tutulmalıdır.
Öğretmenliğin değerini ve öğretmenlerin emeklerini heba ettirmeyeceğiz!” Bizler, öğretmenlik mesleğimizin onuru ve saygınlığı için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın, çağdaş, demokratik ve bilimsel eğitim alması için, öğretmenlerimizin haklarını ve mesleki onurlarını savunacağız.
Birlik ve beraberlik içinde, daha aydınlık bir gelecek için çalışmaya devam edeceğimizi belirtiyor, hepinizden bu mücadelede yanımızda olmanızı bekliyoruz.” 
Açıklamanın ardından, Merkez Yönetim Kurulu Üyelerimiz, TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu üyeleriyle görüşmek üzere Meclis’e girdiler.

Editör: Serhat SALİMOĞLU