MALATYA'da 26-27 Ekim tarihleri arasında düzenlenen EKET Üniversite Tercih Fuarları başladı. Fuarda konuşan İstinye Üniversitesi Genel Sekreteri Burak Kılanç, üniversite adaylarının müfredattaki tüm konulara çok iyi çalışmalarını isterken, "Sınavdaki soru sayılarının azalmasından dolayı sınavın ayırt edeceği özelliği azalacaktır" dedi.

İstinye Üniversitesi Genel Sekreteri Burak Kılanç katılan öğrencilere bilgiler verdi. Daha sonra DHA'ya konuşan Kılanç, bu yıl uygulamaya konulacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sisteminin hayırlı olmasını diledi. Kılanç, şöyle konuştu:

"Sınav sisteminde değişikliklerin olduğu yıllar öğrenciler, veliler ve eğitimciler için belirsizlikler içerir. Bu konuda YÖK'ün yapmış olduğu açıklamalar şu anda yeterli gibi gözükse de halen bazı sorular kafaları kurcalıyor. YÖK ve ÖSYM'nin TYT ve YKS oturumlarında uygulanacak soru tiplerini göstermek anlamında örnek bir soru kitapçığını yakın zamanda yayınlanması pek çok eğitimcinin ve öğrencinin önünü aydınlatacak gibi görünüyor."

"TÜRKÇE VE MATEMATİĞİN AĞIRLIĞI ARTTI"

Burak Kılanç, henüz 2018 ÖSYS'ye başvurunun ne zaman yapılacağının bilinmediğini anlatırken şöyle dedi:

"2006-2009 dönemindeki sisteme benzerliği düşünüldüğünde 2018'in Mart ayı içerisinde başvuru kılavuzunun yayınlanması ve başvuruların alınması ön görülebilir. Eğer ÖSYM başvuru tarihini öne çekecek olursa veya ÖSYS kılavuzunu daha önceki bir tarihte yayınlayacak olursa bu da oyunun kurallarının anlaşılması ve kesinlik kazanması açısından çok iyi olacaktır."

Değişen sınav sisteminde sınavın çekirdeğine Türkçe ve matematik oturduğunu vurgulayan Kılanç şöyle dedi:

"Türkçe ve matematiğin ağırlığı fazlasıyla artmış durumda. Böyle olduğu için adaylara öncelikle Türkçe ve matematikte eğer bir eksikleri varsa bunu giderme için çalışmalılar. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç'ın açıklamasına göre sorular müfredattan gelecek olsa da bu anlamda adayların müfredata odaklanarak çalışması şu anda doğrusu olsa da gelecek olan soru tipleri esasında çalışma sistemini değiştirir ve şekillendirir. Eğer örnek soru kitapçığı yayınlanacak olursa adaylar gerçekten çok rahat edecektir. Çalışma programlarını çok daha sağlıklı bir şekilde yapabileceklerdir. YGS bu seneki Temel Yeterlilik Testi'ne (TYT) karşılık geliyor, temel yeterlilik anlamında adayların fen ve sosyalden daha çok Türkçe ve matematiğe odaklandığı görülür. YGS'nin uygulandığı yıllarda 160 dakikada Türkçe ve matematiğe odaklanan adaylar 160 dakikada 80 soruyla uğraşırlardı. Ancak, yeni sistemde Türkçe ve matematikte sorulacak toplam 80 soru için 90 dakika veriliyor. Şu anda sahada yapılan pek çok deneme testinden alınan geri bildirimler, Türkiye genelinde yeni sistemde 80 soru için 90 dakikanın yetersiz olduğuna işaret gösteriyor. Bu dikkate alındığında adaylara testlerde hızlanmaları yönünde bir çalışması stratejisini öneriyorum."

"SORU SAYILARI AZALDI"

Kılanç, sınava girecek adaylara yönelik mesaj verirken soru sayılarının azalması nedeniyle yanlış yapılacak bir sorunun kayıp ve telafisinin geçen yıllardaki kayıptan daha fazla olacağını vurgulayarak şöyle devam etti:

"Adaylar müfredattaki tüm konulara çok iyi çalışsın ve soru kaçırmamaya gayret etsin. Bir başka ifadeyle, bu sene öğrencinin gerçekten öğrenciliğin hakkını vermeleri müfredattaki tüm konulara iyi hazırlanmaları gerekiyor. Artık yeni motto şu olmalı; 'Ne kadar net yapıyorum' değil, 'Kaç net çıkarıyorum?' Sınavdaki soru sayılarının azalmasından dolayı sınavın ayırt edeceği özelliği azalacaktır. Orta öğretim başarı puanının özellikle yerleştirme puanlarında ve böylece üniversiteye yerleşirken, ayırt edici özelliği artacaktır. İşte bu noktadan hareketle, Orta Öğretim Başarı Puanı'nın (OBP) önem kazanması, bunun fark edilmesi sebebiyle zaten son yıllarda hormonlu olarak verilen diploma notlarının, ders notlarının, daha da hormonlanacağı ile ilgili beklenti vardır. Baktığımızda eğer hedef; üniversiteli olmaksa, hedef yerleştirme puanını yüksek tutmaksa öğrencilerin lisede iyi çalışıp yüksek notlar alması gerekir. Ya da ben bunu çok üzülerek söylüyorum, liselerin öğrencilerine gerçek olmasa da yüksek notlar verme durumuyla karşı karşıyayız. Hatta ben şu anda bir lise yöneticisi, bir öğretmen olsam, içim kan ağlasa bile, öğrencime yüksek not veririm. Çünkü gözüken o ki hangi öğrencinin diploma notu daha yüksekse o yarışta ön plana geçecek. Öyle olduğu için benim tavsiyem üzülerek içim kan ağlayarak söylüyorum, liseler öğrencilerine bol kepçeden hormonlu notlar vermeye başlasınlar."