657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun “Başarı, Üstün Başarı Değerlendirmesi ve Ödül” başlıklı 122. maddesinde devlet memurlarının ödüllendirme usul ve esasları belirtilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı da personeline başarı, üstün başarı ve ödüllendirilmesine yönelik olarak Mart 2013'te bir yönerge hazırlamıştır. Bu yönergenin amacı, Millî Eğitim Bakanlığı personelinden olağanüstü gayret ve çalışmaları ile emsallerine göre başarılı görev yapanlara, Başarı Belgesi ve Üstün Başarı Belgesi ile Ödül verilmesine dair usul ve esasları düzenlemektir.

Bu yönergenin 5. maddesinde:  "Başarı Belgesi, olağanüstü gayret ve çalışmaları ile emsallerine göre başarılı görev yapmak suretiyle; a) Kamu kaynağında önemli ölçüde tasarruf sağlanmasında, b) Kamu zararının oluşmasının önlenmesinde veya önlenemez kamu zararlarının önemli 1/6 ölçüde azaltılmasında, c) Kamusal fayda ve gelirlerin beklenenin üzerinde artırılmasında veya sunulan hizmetlerin etkililik ve kalitesinin yükseltilmesinde somut olaylara ve verilere dayalı olarak katkı sağladıkları denetimlerde veya disiplin amirleri ile Başarı Belgesi vermeye yetkili makamlarca tespit edilen personele verilebilir." denilmektedir. 

Ödüllendirme Usul ve Esasları kanun ve yönerge ile belli iken uygulamada yöneticiler tarafından uygulanan keyfiyet, adaletsizliği beraberinde getirmektedir. Sahada ödüllendirmenin yapılış usul ve esasları ise şöyle anlaşılmakta ve bilinmektedir:

1    Belirli bir sendikanın üyesi olma
2    Amirlerinin kurşun askeri olma
3    Belgeyi verenlerle iyi ilişkiler kurma

Elbette ödüllendirilen bütün personellerimizi itham altında bırakmak istemeyiz. Çünkü gerçekten ödüllendirilmeyi hak eden bir kaç arkadaşımızı da araya sıkıştırıyor büyüklerimiz. İtiraz gelince de onların başarılarını anlatıp diğerlerini kamufle ediyorlar. Bazen Milli Eğitim Müdürlerinin bile neden ödüllendirdiğini bilmediği evlere şenlik ödüllendirme listelerini; görevlendirme listesi, katılımcı listesi, davetli listesi gibi keyfiyete dayalı çeşitli listeler hazırlamakta mahir(!) çalışma ortamının huzurunu ve barışını bu tarz listeler hazırlamak suretiyle dinamitleyen şube müdürleri yapıyor.  Ayrıca huzursuzluğun kaynağı olmalarına rağmen kendilerine emanet ediliyor taltif işleri...

Belirli bir hizip veya grup devamlı taltif ediliyorsa ve idare işlerini ahbap çavuş ilişkisiyle sürdürüyorsa orada; adalet, liyakat ve ehliyet yerle bir edilmiş demektir. 
İdare verdiği belgeyle şahısları baskı altına almamalıdır. Hak ediyorsa zaten o kişiye aittir. İdarenin kimseyi minnet altında bırakma lüksü yoktur. Zenginlerin verdiği zekatın fakirin hakkı olduğunu söyleyen Rabbimiz hak edip belge alamayanlara veya belge verdiğiniz için minnet altında bırakmaya çalıştığınız kişilere yaptıklarınıza razı olmaz.  Sevmedikleriniz ödül hak etmişse hakkını verin. Atalarımız ne güzel özetlemişler; “Yiğidi öldür hakkını yeme.”
Görevini bir ibadet edasıyla yapan için bir kağıt parçasından başka bir şey değildir bu ödüller. Fakat samimiyetle çalışıp gayret edenlerin kendisinden daha az çalışanlar yanında başarısız görülmesi çalışma azmini ve yüreklerdeki adalet duygusunu incitmektedir. Bir sendika mensubu çalışanların diğer sendikalara mensup olanlardan veya sendikasız olanlardan daha başarılı görülmesi adaleti yaralamakta ve vicdanları sızlatmaktadır. Bu taksimatı vicdanına sığdıranlara sözümüz, Merhum Üstad Necip Fazıl’dan mülhem:

“Çalışsa da öğretmenim olsa da sanki arı
  Bir sendikaya tam dokuz, diğerlerine bir başarı
  Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa
  Belge almanın bir yolu var padişahım çok yaşa”

Milli Eğitim Bakanlığı; ödüllendirme usul ve esaslarını yeniden düzenlemeli, yapılacak taltifi bir kaç kişinin keyfine değil ölçülebilir ve güvenilir kriterlere bağlamalıdır. 

MAARİF-SEN