Bugünkü Hal-i Pürmelâlimiz

Köroğlu, halk şairlerimiz içerisinde kavganın, özgürlüğün sembolüdür. Mertliğin, delikanlılığın ta o zamanlardan bozulduğunu şu dizeleriyle anlatır.                                                                                                                    

        Delikli demir çıktı mertlik bozuldu,                                        Eğri kılıç kında paslanmalıdır..

Yani, silahın icat olması ile delikanlılığın pabucunun dama atıldığını anlatıyor. Mertliği dişe diş göze göz karşılaşmada arayan zihniyeti en güzel şekilde ifade ediyor. 

İnternet’in çıkması ile adeta eski adetler yavaş-yavaş yok olmaya yüz tutmaktadır. Özellikle okuma alışkanlığı tamamen törpülenmektedir.

Sosyal medyada bir sürü bilgi kirliliği dolaşıyor. Adam bir pano renklendirip boyamış. İçine de kafasına göre bir şey yazıp, altına meşhur büyük zatların ismini koyup paylaşıyor. Bir kaç gün sonra başkaları da aynı şeyi paylaşıyor.

İnsanlar paylaşılan şeylerin pek çoğunu okumadan değerlendirmeden, yorumluyor. Bu durum, paylaşan kişinin kimliği ile doğrudan ilgili oluyor.

Artık bazı internet sitelerinin kadrolu (gönüllü) yorumcuları oluşmuş. Rakip bir düşünceden veya gruptan ise, korodan reddiyeler yazılıyor. Taraftarı kişilerden ise alkışlar-iltifatlar yağdırılıyor.

Bu konularda sosyal medyada yüzlerce örnekle karşılaşıyoruz. Acaba mürekkep cahilleri mi türetiyoruz? Bu gidişat nereye kadar sürer?

Belki biraz tebessüme vesile olur diye birkaç örnek vereceğim. Takriben iki sene önce bir müdür arkadaşımın ziyaretine gittim. Okulunu gezdirdi. Özel Alt Sınıfını gezdik. Çiçek gibi pırıl-pırıl bir sınıf oluşturmuş. Çok hoşuma gitti. Haber yaptım. Sınıf ortamından fotoğraf koydum. Birde sınıf öğretmeniyle müdürün arasına bir çocuğu koyup çektim. Haberi face’de paylaştık.

Bir arkadaşımız yorum yazıyor altına, ifade şu; ‘’Hayırlı akşamlar müdürüm. Allah mutluluğunuzu daim ve kaim eylesin. Rızkınızı bol, ömrünüzü uzun ve bahtınızı açık eylesin. Ömür boyu mutluluklar dilerim.’’

Bu arkadaş haberin içeriğini okumadığı için, görüntüdeki resme bakıyor. Müdür’ü eşi ve çocuğuyla aile fotoğrafı çekilmiş zannediyor! Yorumu yapıştırıyor.

Bir başka Köşe yazısı sosyal medyada paylaşılıyor. Bu paylaşımın altına birisi yorum yazıyor. ‘’Aldatmadan, kandırmadan bir haber yapamıyor musunuz?….’’ Belki de hormonlu puanla koltuğa oturan bir klavye kahramanımızda köşe yazısını haber zannediyor.

Hani Köroğlu’nun deyişiyle ‘’Delikli demir çıktı, mertlik bozuldu.’’ İnternet günümüzde biraz da mertliği de yozlaştırdı!

Yukarıda örneklendirdiğimiz yorumcular yine de isimleriyle yazma cesaretini göstermişler. Fakat bu medeni cesareti gösteremeyen pek çok klavye kahramanı sahte isimle, siper gerisinden gariplikler sergilemekteler.

Malumdur ki bizim Kültür hayatımızda geçmişte şairlerin, âşıkların atışmaları meşhurdur. Karşısındaki kişiye söyleyeceği şeyi (ağırda olsa) mertçe söyleme cesaretini göstermekteydiler.

Dönemin büyük ozanı Şeyhülislam Yahya, Nefi'yi över gibi yapıp şöyle hicvediyor:

Sözleri Seba-i Muallaka'dır                İbnül Kays kendidir, kâfir.

Diyor ki: Nef’i; İslam öncesindeki Arap ozanlarının en büyüğü sayılan İbnül Kays düzeyinde bir ozandır. Bunu derken, kâfir sözcüğünü hem övgü, hem de dinsiz anlamında kullanıyor. Nef’i cevap veriyor:

Bize kâfir demiş Müfti Efendi

Tutalım ben diyem ona Müselman

Varıldıkta yarın Ruz-ı Ceza'ya

İkimiz de çıkarız orda yalan

Diyor ki: Müftü Efendi bana kâfir demiş; ben de ona Müslüman diyeyim. Lakin öbür dünyaya varınca ikimiz de yalancı çıkacağız.

Günümüzde bir başka modadır sürüp gidiyor. Özçekim (selfie) modası. Sosyal medyada kırıla gidiyor. Buda benim selfiem! İnsanlar beğen butonunu tıklayarak onlarca, yüzlerce destek veriyorlar.

Bakıyorsunuz paylaşılan özçekim’e! estetik hiçbir yönü yok. Fotoğraf sanatı bakımından ne çekim kurallarına uyulmuş, ne kadrajlama teknikleri, ne de temiz bir çekim var. Adeta bildiğiniz renkli fotokopi!

Güzel olan, estetik boyutu olan şeyler paylaşılır. Güzellikler diğer insanların beğenisine sunulur ve beğenilir. Sırf paylaşanın hatırı için bu kadar alkış toplayan şeyler, insanların estetik anlayışını törpülemektedir.

 İşte bugünkü görünen hal-i pürmelâlimiz budur. Bu görüntüler, gençliğe yanlış model oluşturmamalıdır.

                                                                                             Abdullah YADİGAR-30/01/2016